Sadece 2 Derecelik Sıcaklık Artışı İnsanlığı Sona Yaklaştırabilir


Dünyamız her açıdan çok güzel bir gezegen olsada bir pamuk kadar narin. Üstelik üzerinde çok tehlikeli bir ırkın yaşıyor olması tehlike katsayısını arttırıyor.


[blockquote type=”default” style=”2″]Özet; Küresel ölçekte 2 derecelik artış insan sağlığını, gıdayı, suyu, enerjiyi ve barınmayı ciddi şekilde etkileyecek. Hem de 15-20 yıl içinde.[/blockquote]


Dünya, Sahra’nın kavurucu tepelerinden Antarktika’nın dondurucu sırtlarına kadar bir dizi iklimi bünyesinde barındıran eşsiz bir gezegen. En sıcak noktası yaklaşık 60 derece, en soğuk yeri ise yaklaşık -93 derece olan gezegenimiz için neden iklim bilimcileri 1.5 ya da 2 santiragrat derecelik artıştan çok endişe duyuyor?
New York’taki Columbia Üniversitesi’nden Lamont-Doherty Dünya Gözlemevi’nde paleoiklim bilim insanı olan Peter deMenocal, tüm gezegenin ortalama sıcaklığının sadece bir kaç derece bile olsa değişmesi çok büyük önem taşıyor dedi.

Şuan Dünya, sanayi öncesi çağa göre 1.2 santigarat derece daha sıcak durumda. 2016 yılında aralarında Türkiye’ninde bulunduğu 144 ülke, Paris Anlaşmasını imzlemtıştı. Anlaşmaya göre bu yüzyıl için küresel sıcaklık artışı makismum 1.5 santigarat derece olarak açıklanmıştı. 2 santigarat dereceye göre hayli sıkı bir tutum bu.
Bu küçük derece farkını anlamak için somut bir örnek yerinde olacaktır. Gezegenimiz gördüğü son buzul çağı 15.000 yıl önce sona ermişti. O zamanki sıcaklık ile şimdiki sıcaklık arasında sadece 5 derecelik bir fark var… Buzul çağı sırasında kutuplarda yüksek miktarda muhafaza edilen su, deniz yüksekliklerini şimdikinden 106 metre daha aşağıya çekmeye sebep olmuştu. Buzul çağı sırasında Dünya’nın %32’si buzullar ile kaplıydı, şimdi ise %10 civarında.
Bu durum aslında bize bir şey yapmasak ta Dünya’nın ikliminin kendiliğinden değişeceğini gösteriyor. Ancak sera gazları ile atmosferi doldurmamız değişimi hızlandırıyor. Bilim insanlarını da korkutan bu. Küresel ısınma sadece sıcaklıkları değil; gıda, su, barınak, enerji ve insan sağlığını tehdit ediyor. Gelin başlıklar altında bunlara bakalım.

Isınmanın Gıdaya Etkisi

İklim değişikliğinin, gıda sağlayan ekosistemleri etkiledeği şüphesiz bir gerçek. Dolayısıyla gıda ve besin güvenliğimiz bu ekosistemin güvenliğine bağlı durumda.
Örneğin okyanuslar. Okyanuslar, insanlığın protein ihtiyacının %20’sini kaşılıyor. Ancak okyanusların küresel ısınma sonucu asitlik düzeyi artarsa istiridye, yengeç ve mercan da dahil olmak üzere binlerce tür için koruma kabuklarını oluşturma zorlaşıyor ve beslenme ağı bozuluyor.

NASA’ya göre karada 2 santigart derecelik artış, su açığını, eksikliğini neredeyse 2 katına çıkaracak. Dolayısıyla bu durum buğday ve mısır hasatlarında düşüşe neden olacak. Kuzey enlemlerinde soya ve buğday hasatından bir artış görebiliriz. Bunun nedeni karbondioksit ve sıcaklık artışından kaynaklanıyor. Fakat, NASA’nın verilerine göre 2 derecelik artış geri kalanda bu avantajı soya için neredeyse ve buğday için ise tamamen ortadan kaldırıyor.
NASA, bu bitkiler çiçek açtığında sıcaklıklar çok ısınırsa büyümelerinin bodurlaşacağını belirtiyor. Bu durum oldukça tehlikeli çünkü, yenebilir gıda hasatında ciddi bir düşüş olacağı anlamına geliyor.

Bununla birlikte sıcaklık artışı su kıtlığını da tetikleyecek dolayısıyla verimli arazileri ve ekinler için gerekli suyun bulunmasını zorlaştıracak. Günümüzde milyonların aç olduğu gezegenimizde böylesi bir sesaryo yıkıcı olacaktır.

Isınmanın Barınmaya Etkisi

Sıcaklık artışının benim barınmamı neden etkilesin diyebilirsiniz ancak eğer denize yakın bir yerde aşıyorsanız ayaklarınızın biraz serinlemesine neden olacaktır. Sıcaklık artışı kutuplardaki buzulların erimesine, okyanus ve deniz seviyesinde artışa neden olacaktır.

Deniz seviyesindeki şehirler su altında kalabilir yani. Etkilenecek insan miktarı ise daha ürkütücü boyutta. Dünya nüfusunun %40’i sahil kenarına 100 kilometre veya daha az yakınlıkta yaşıyor. Yani yaklaşık 3 milyar insanın yaşam alanı kısmen tehlikeye girecek.
1901’den 1990’a kadar, ortalama küresel deniz seviyeleri yılda yaklaşık 1,2 milimetre yükseldi, ancak 1993’ten 2010’a kadar seviyeler yaklaşık 3 milimetre yükseldi. Yani iki kattan fazla bir hazla yükseliş sürüyor. Hemen üstteki Avrupa haritası, tüm buzullar eridiğinde ortaya çıkacak olan harita. (Açık mavi kesimler deniz altında kalan yerleri gösteriyor.)

Isınmanın Enerjiye Etkisi

Küresel ısınmanın enerjiye olan etkisi ülkeler göre değişiklik gösterecek. Dünyanın halen büyük bir kısmı yenilenebilir enerjiye çok fazla yatırım yapmamış durumda ama günümüzde işler olumlu gidiyor, hem ülkemiz hem de dünyanın geri kalanında. Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi’nin 2012 verilerine göre Türkiye, enerjisinin %34 civarını hidroelektirk santarllerinden karşılıyor. Yani suya bağımlı. Isınmanın su döngüsünü olumsuz etkileyecek olması ülkemizi ciddi oranda etkileyecektir tabi o zamana kadar güneş, rüzgar gibi yenilenebilir kaynaklara yönelmezsek.

Isınmanın İnsan Sağlığına Etkisi

Sıcaklık artışarının iklimi ve yağmur döngülerini etkilemesi dolayısıyla Lyme ve Sıtma hastalıklarında bir artışın görüleceği düşünülüyor ve yayılacakları varsayılıyor.
Bununla birlikte Ortadoğu ve Batı Amerika gibi küresel ölçekli yerlerin yaşanılamaz bir hale geleceği belirtilenler arasında. Bunun nedeni nem ve ısı. Nem ve ısı birbirine endekslidir, artışları ve azalışları ortaktır. Eğer her ikisi çok yüksek olursa insan vücudu kendisi soğutmak için terini buharlaştıramaz. Eğer terleyemezseniz bu işin sonu ölümcül.
Tüm bunların yanında sıcaklık artışları çalışanlarda verim kaybına neden olacaktır. Özellikle beden yoğun çalışmanın olduğu iş sektörlerinde. Dolayısıyla ekonomi de olumsuz etkilenecektir.
Son olarak, Dünya’nın 15 yıl sonra 2032 ila 2039 yılları arasında 1.5 santigrat derecelik kilometre taşını aşacağı, 2050 ila 2100 yılları arasında ise 2 santigrat derece barajını geçeceği tahmin ediliyor.
Yukarıda saydıklarımız düşündüğünüzden daha çabuk gerçekleşebilir. Zira Dünya, 8000 yıldır hiç olmadığı kadar hızlı ısınıyor.
Bizleri Facebook ve Twitter‘da takip etmeyi ve bizi paylaşmayı unutmayın 🙂
Kaynak; Livescience


Metin Akpınar
Teknolojiyi ve popüler kültürü takip etmeyi sever, onlar hakkında yazmayı daha çok sever. Ayrıca sizden gelen soruları da cevaplamaktan hoşnut kalır; [email protected] twitter.com/MtnAKPINAR

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir